Digittylized by netlesh.net

BİR NOSTALJİ KÜLTÜRÜ, MEKTUP

“Bir mektup,üç satır yazı

Gönlümün karası”

Diye başlar şair,mektup üzerine yazdığı şiirine .Teknoloji çağına adım attığımız 85’li yıllarda önce televizyonlarımız da kanal artışı oldu,sonra da renkler..Otomatiğe bağlandı telefonlar, artık santral memuresi kızımızın” bir süre sonra aradığınız numaraya bağlanıyorum efendim.” diyen nazik sesini duyamaz olduk.Şehirlerarası,uluslar arası derken birkaç saniyede kolayca aradığımız insana ulaşabildik.Kısa haber almalar nedeni ile artık o eski zevkimiz olan mektup yazma alışkanlığımızı kaybetmeye başladık.Artık ne askere,ne ailemize ne dostlarımıza,ne de sevgililerimize yazamaz olduk.Birkaç dakikaya sığan”Alo!nasılsın,bir sesini duyayım dedim, özlemişim seni,ne haber”gibilerinden birkaç kuru söze alışır olduk.
Hele cep telefonlarının ilkokul çağındaki çocuğa bile indiği günümüz yaşantısında mesajlara takılır olduk,televolelere bile çıktık”Tostumu yedim,otelde bekliyorum”gibilerinden cümlelerle.Zaman oldu rol arkadaşlarımızı mesaj ile” motive “eder olduk.
80’ li yılların öncesini hayal ediyorumda,teknolojinin henüz yaygınlaşmadığı zamanları, köylerde elektriğin bile olmadığı,televizyonun değil radyonun bile tek tük ailelerde bulunduğu zamanları.Babamın delikanlılık çağlarımızdı o yıllar,siyasetin alabildiğine hüküm sürdüğü,ülkenin kaos ve karmaşa ile boğuştuğu,kahvelerin,sokakların paylaşıldığı,komşu illerin bile birbirine düşman olduğu yıllar.Onca öfke ve kinimize rağmen yine de romantik bir şeyler vardı içimizde.Dışarıda sert,idealist,politik,duygularından ödün vermez görüntülerine rağmen,hemen hepisinin de ceplerinin birinde defalarca okunmuş,okunup katlana yırtılacak hale gelmiş,duygu dolu,hasret ve sevgi kokan mektuplar saklıymıs.En umutsuz,en düşkün zamanımızda o eski mektupları okuyarak bambaşka alemlerde rahatlarmıs.Karanlıklar içinde ,sislerin arasından o mektup sahibi sanki gülümsermiş,sevgi dolu gözlerle bakarmis.
Babamın ilk okul çağında,ilkokula başladığı yıllarda,kenarı mavi kırmızı şeritli mektup zarflarını ,yaz tatillerinde duvarsız bahçelerinin önünde oynarken postacıyı gözlermiş.Sokağın başında gördüğü anda hep beraber koşar,peşinde dolanırlarmış, Hala okulda öğrendiğimiz o “Bak Postacı Geliyor”şarkısıyla.Eskinin yaldızlı,simli tebrik kartları hep bu zarflarla gelirmis.Üzerleri hep el yazısı yazılı.Babam dan önceki kuşak el yazısı kullanırmış çünkü.Anne ve babalarımız o tebrik kartlarını ya vitrin camlarında ya da çerçeveli manzara resimlerinin kenarına takarlardı.Bizimde lise çağlarında,kanımızın kaynadığı çağlarda ya kendi sınıfımızdan,ya da başka sınıflardan beğendiğimiz kızlara sular seller gibi mektuplar döşenir,ama nedense bir türlü veremezdik.Platonik sevdalardı bizimkisi,tek kelime konuşmadan,sadece uzaktan uzağa bakışların birleştiği,hafifçe gülümsemeler,yanaklarda o pembemsi rengi görmeler bizlere yetiyordu.O yazılan mektuplar, sadece aracılar tarafından verilirdi.Kızın en yakın arkadaşı bu işe her zaman gönüllü oluyordu.Gelecek cevabı beklemenin verdiği o tatlı heyecanı bu gün bile içimde garip bir sızı ile hissederim.Aracımızın sanki şimdikinin esrar satıcıları gibi büyük bir gizlilikle getirdiği cevap mektubu, ancak okul tuvaletlerinde defalarca rahatça okuyabilirdik.Uzaktan uzağa bakışmalardaki anlamlar “mektubumu aldın mı?””Aldım,çok mutluyum” sözlerinin tercümesiydi.Ama aracıların her iki mektubu da sansürden geçirdiğini, bizlerden önce onların okuduğunu,belki bizlere imrendiği belki de alay ettiğini çok sonraları öğrenmiştik
Meslek hayatına atıldığımızda memleketimizden çok çok uzaklardaydık.Bir mektubun on beş günde gittiği,on beş günde geldiği kısacası ayda bir haberleşilebildiği dönemlerdi.Ama yine de gün bitiminde ,sanki rutin bir görev gibi yatmadan önce kağıda kaleme sarılır,duygularımızı dökerdik,karşıdan henüz cevap beklemeden.Bazen birkaç kadeh içilir,kaleme sarılınırdı,duygulara biraz daha yoğunluk katabilmek için.
Sigara,her yazım işleminde mutlaka ana karakterdi.Birinin bitmeden ikincinin yakıldığı başlıca karakter.Sayfalarca yazardık,hiç bıkmadan hiç usanmadan.Karşıdan da aynı şekilde beklerdik.Çünkü o kadar uzakta birkaç sayfalık kuru bir mektup,tatmin etmezdi bizleri.Gelen mektuplar kısa,kuru ve duygu yoksunu ise o kimse ile bir daha mektuplaşılmazdı.
Evet,mektup olayı bu kadar güzeldi bizler için,belki karşı karşıya gelsek o güzel cümleleri kesinlikle bir birimize söyleyemez,kuramazdık ama mektuplarla ne cevher sözler yaratırdık.
O dönemlerde gazete ilanlarında “Mektuplaşmak isteyenler”adıyla köşeler vardı.(Şimdilerde pek rastlanmıyor).Kimilerimiz buralardan arkadaş bulurdu.(Günümüzün chat olayının uzun vadeli versiyonu)Ama iş yüz yüze tanışmaya gelince paçalar tutuşur,ya beni beğenmezse korkusu sarardı çoğunu.Yüz yüze tanışmalar çoğunlukla hüsranla sonuçlanırdı nedense.Mektuptaki karakterler ile gerçek hayattaki karakterler uyuşmazdı çoğu zaman.
.
Asker mektupları ise bambaşka bir alemdi.Özellikle acemilik dönemlerinde.Aynı kıyafeti giymiş,ne yapacağını, nereye gideceğini bilemeyen yüzlerce şaşkın insanın tek beklentisi memleketlerinden gelecek mektuplardaydı.Gelen mektup açılmış ve okunmuş olursa olsun,asker için o mektubun kutsallığı hiçbir zaman kaybedilmemişti.Tüm bölük yemekhaneye toplanır,sessiz bekleyişle çavuşun yolu gözlenirdi.Az sonra kucağında koca bir torbayla gelen çavuş görününce çıkan sevinç gürültüleri sert bir komutla bıçak gibi kesilirdi. Çavuş gür sesiyle isimleri okudukça gönüller hep umutla sızlardı.Acaba benim de mektubum var mı? diye.Birden fazla mektubu gelenlere kıskançlık dolu bakışlar fırlatılır,ama en son zarfa kadar o umut hiç tükenmezdi.Eğer mektup gelmişse demli bir çay söylenir,bir köşede efkarla sigara yakılır,tekrar tekrar okunurdu keyifle.Gelmemişse belki bir damla göz yaşına hakim olunamaz,belki içlerden lanet okunur,sessiz fırtınalar koparılırdı.
Böyleydi işte eskiden mektup,şimdi nostalji olan.Günümüzde yaşam kavgası nedeniyle koşuşturmaktan,değil yazmaya okumaya bile zamanın olmadığı bir gerçek.Artık mesajlar bu misyonu götürüyor.İnternet cafeler yazılan duyguların cevabını bekletmiyor, anında iletişim sağlıyor.Yeni nesil artık özlemle beklemiyor,sabrı tahammül edemiyor, günlerce haftalarca beklemeyi.Bizler.....Biz orta yaşlılar da uyduk artık modaya,elimizde cep telefonları ister konuş,istersen mesaj yaz.
Mektuplaşma öldü,başımız sağolsun

HER NEKADAR SÜRÇ-İ LİSAN ETTİYSEM AFFOLA

FİSİO

Yorumlar

GoGoBaBa kullanıcısının resmi

MAHŞER-İ Cümbüş

MAHŞER-İ Cümbüş HAYALHANE'si
GoGoBaBa dikkatine
Adres : İstiklal Caddesi Sadri Alışık Sokak No:24 Kat:4 Beyoğlu / İSTANBUL

Gelin kampanya başlatalım. Bana mektup ve kartpostal atın. Kendi şehirinizden postaneden, tatildeki yerlerden, ziyarete gittiğiniz yerlerden. Örneğin tatilde Ayvalığa gittiniz ordan , cunda adasını geziye gittiniz ordan, sarmısaklı plajındaki postaneden, assos'a gezmeye gittiniz ordan, van'dan, diyarbakır'dan, izmirden, muğladan, bursadan, almanya'dan.... yollayın bakalım kartpostallarınız.

Ne ekersen , onu biçersin.. Rüzgar ektim , fırtına biçtim.