[color=red][b]Her bir fıkraya, yazıya ayrı başlık açmaktansa ,
rastladığım ve paylaşmak istediklerimi tek bir konu başlığı altında sizlere sunacağım[/b][/color]
Daha 15 yaşında bir okul öğrencisinin yazdıkları. Blog sitesinden alıntıdır.
[u][i][b]Seri Üretimler[/b][/i][/u]
Abi bu nedir ya? Ahmet'inde dediği gibi "seri üretimler" acayip çoğaldı şu sıralar. Ya da bana öyle geliyor. Yazımızı örneklerle açıklayalım.
[hide]
[u][i][b]Liseli Özenti Rockçı kız modelleri:[/b][/i][/u]
Bulundukları bölgelere “Nefret, Hate, Nirvana, 666, Kurt Cobain” gibi yazılar yazarlar.
Süngerlere karşı aşırı bir ilgi beslerler. Sünger Recai'yi çok severler, t-shirtlerini falan giyerler.
Ayakta mutlaka All Star olmalı.
Siyah giyinmek şart hatta mümkünse fanı olduğu grubun t-shirt'ü olmalı.
Kulaklarında 3'den fazla delik bulunur, yüzlerinde de mutlaka ilgi çekecek bir yerlerinde delik vardır.
Nirvana, Evanescence, Him ve Green Day'in 3-4 şarkısını ezbere bilirler. Hep onları dinlerler. Sorsan Rock'ın dallarını bile bilmezler.
Sigaraya özenirler ama olgun takılıp içmezler.
“Ben satanistim” ya da “ben gotiğim” diye takılanlarıda vardır.
Herhangi bir Türk müziği duyduklarında “ıyyy” gibi ifadeler kullanırlar.
[u][i][b]Liseli Özenti Rapçi erkek modelleri:[/b][/i][/u]
Msn adresleri içinde mutlaka “dj, mc, hiphop, ceza, rap, underground” kelimelerinden biri veya birkaçı vardır.
Eski okul Türk Rapçileri bilmezler. Bildikleri en eski rapçi Nefret'tir.
Pesimist takılanları olsada pesimitlikle uzaktan yakından alakaları olmaz.
Knight Online ya da Counter Strike oynarlar.
Girdikleri ortamda sigara içiliyorsa mutlaka içerler.
En az 2 tane Pislick t-shirtleri olur. Üstünde “Rap, İstanbul Underground” falan yazar.
En büyük idolleri Ceza'dır.
Undergorund takılanları vardır onlar Ceza'yı falan sevmez HipHop Life'daki adamları dinler.
Ege Çubukçu gibi Amerikan tarzı rap yapanları dinlerler ama arkadaşları sevmediği için onlarda sevmez.
Tupac'ı tanımazlar ama rap dinlerler.
[u][i][b]Hava atıcı modeller:[/b][/i][/u]
Ağır abi ve delikanlı takılırlar.
Tesbihli versiyonlarıda bulunur.
Bileklerinde üstünde Adidas ya da Nike yazan bileklikler vardır.
Ancak kendinden küçüklere güçleri yeter.
İkinci elini 2-3 bin YTL'ye alabileceğin arabalarla o anki durumlarına göre İbrahim Tatlıses ya da Tekno müzik açıp sabahtan akşama kadar arabada takılırlar.
Alkolik takılırlar ama bir şişe bira zor içerler.
Koltuk altları pişik olmuş gibi yürürler.
“Hacı, Arap, Aga, Çavuş, Amcaoğlu” gibi ifadelerle birbilerine seslenirler.
Kulakları deliktir, favoriler çeneye kadar uzatılır.
Arabaları varsa mutlaka “modifiyeli”dir. “Crazy, Ghetto in the car, exterme performance” gibi yazıların yazması şarttır.
[u][i][b]Liseli Hacker modelleri:[/b][/i][/u]
Zamanlarını bilgisayarla harcalar.
Arkadaşlarının msn şifrelerini tahmin ederek ya da gizli sorularını bularak “hekırlarlar”
5'den fazla mail adresi vardır. Msn listelerindeki 100 kişiden 98'ini tanımazlar.
Yazılım dillerinin sadece isimlerini bilirler. Nerede kullanıldığını bile bilmezler.
Çok zeki ve underground geçinirler.
Okulun internet sitesi varsa mutlaka onlar tarafından yapılmıştır.
Devlet sitelerini “hekırlayamakdıkları” için devlet sitelerini koruyormuş gibi gözükürler.
İnternette yüzünü bile görmediği abileri vardır.
Hazır forum kurup “hacked by tilkihacker8465 ur system madafaka” yazıp kendi sitelerini “hekırlarlar”.
Daha çook örnek var böyle. Hele birle Polatlar falan varki. Hiç girmiyorum.
Yazının amacı “olm yazıyı okuyunda kendinize gelin, adam gibi takılın kendiniz olun.” değildir. Zaten benim blog'a bu tiplerde adam girmez sanırım. Peki nedir amacı?
Bilmiyorum geldi, gelmişken yazdım. :P[/hide]
tarih: 13 Mayıs 2007 , istanbul
blog : çağlar
derleyen : GoGoBaBa.
www.karskahvesi.com
Yorumlar
nitelik nicelik mutlaka
nitelik nicelik mutlaka okuyun...
Dişi Aslan
Hayvanlar bir gün kim daha çok çocuk doğurabilir diye çekişmeye başlarlar.
Hep birlikte dişi aslana gidip danışırlar.
"Sen kaç çocuk doğurabiliyorsun?" diye sormuşlar aslana.
"Bir." diye yanıtlar dişli aslan. "Fakat ben aslan doğururum."
DERSİMİZ;
NİTELİK, NİCELİKTEN ÖNEMLİDİR.
------------------------------------------------------------------------------------------------
YENGEÇ İLE ANNESİ
"Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum" diye sorar anne yengeç
çocuğuna.
"Düzgün yürüsene ! " der.
- "Pekala anne" der çocuk.
- "Sen önümden düzgün yürü, ben seni takip ederim. "
DERSİMİZ;
HAREKETLER SÖZLERDEN ÖNDE GELİR?
-----------------------------------------------------------------
ASLAN, KOYUN, KURT VE TİLKİ
Aslanın biri, bir koyunu yanına çağırır ve nefesinin kokup kokmadığını
sorar.
Evet ! ? diye yanıtlar koyun. Aslan bu yanıta kızar ve koyunu oracıkta
parçalar.
Daha sonra kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar.
Hayır ! ? diye yanıtlar kurt korkudan. Ancak o da yağcılık yaptığı için
aslanın öfkesinden kurtulamaz.
Sıra tilkiye gelmiştir. Aynı soruyu tilkiye de sorar. Tilkinin yanıtı şöyle
olur;
- Üzgünüm, üşütmüşüm biraz, o yüzden burnum koku almıyor ! ?
DERSİMİZ;
AKILLI KİŞİ TEHLİKELİ DURUMLARDA KONUŞMAZ !!!
-----------------------------------------------------------------
KAZLAR VE TURNALAR
Kazlar ve turnalar bir gün aynı tarlada yiyecek ararlarken birden yanlarına
yaklaşmaya çalışan avcıyı fark ederler. Turnalar daha çevik ve hafif
oldukları için hemen uçarlar. Oysa kazlar ağır hareket ettikleri için
avcıdan kurtulamazlar.
DERSİMİZ;
YAKALANANLAR HER ZAMAN SUÇLU OLANLAR DEĞİLDİR?
-----------------------------------------------------------------
HASTA GEYİK
Yaşlı bir geyik hasta düşer ve daha rahat otlayabilmek için güzel otlarla
dolu bir çalılıkta yaşamaya başlar. Her hayvanla iyi geçindiği için pek çok
hayvan sık sık geyiğin ziyaretine gelir.
Zamanla her gelen hayvan bu güzel otlardan tatmaya başlayınca kısa süre
sonra tüm otlar biter. Geyik hastalıktan kurtulur ama yiyecek hiçbir şeyi
kalmadığı için bir süre sonra açlıktan ölür.
DERSİMİZ;
SİZCE?
NOT: BU KONUDA HİÇ KATKI YAPILMAMIŞTIR.
-----------------------------------------------------------------
FARELERİN TOPLANTISI
Bir gün fareler bir araya gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden
kurtulma planları yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiçbiri kabul görmez.
En sonunda genç bir fare kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi
kendilerine yaklaşırken farkına varacak ve kaçabileceklerdir. Bu öneri
fareler tarafından alkışlarla onaylanır.
Bu arada bir köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa
kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu
omadığını belirtir.
? Fakat, ? der, ? Kafamı bir soru kurcalıyor. Aramızdan kim kedinin boynuna
çan asacak? ?
DERSİMİZ;
İYİ BİR PLAN YAPMAK AYRI, O PLANI GERÇEKLEŞTİRMEK AYRIDIR. *
Ne ekersen , onu biçersin.. Rüzgar ektim , fırtına biçtim.
Kar kıyamet derken bir de
Kar kıyamet derken bir de evde mahsur kalıp işleri evden takip ederken doğal olarak zihniniz de size belli etmeden molalar veriyor ve zaman zaman her zamanki ruh halinden çıkıp birazcık düşünüyorsunuz da; hoş benim bunu yapmadığım an yok…muhtemelen bir çoğumuzda uyurken de çalışıyor bu beyin ve bizleri oldukça yoruyor.Halbuki şöyle bir-iki gün yok abartmayayım…birkaç saat izine çıksa da çocuklar gibi huzurla uyusak değil mi?
Konu başlığında yer alan şu NİTELİK VE NİCELİK konuları ezelden beri yaşantımızın hemen hemen her kesitinde yer almış ve hatta zaman zaman müzakerelere, çelişkilere bile yol açmıştır.Nedir bizler için önemli olan?
Nitelik mi?
Nicelik mi?
Öyle de durumlar söz konusu olur ki ya her ikisine birden sahip olmak isteriz ya da mutlaka ve mutlaka birinden birini tercih etmemiz gerekir ve akabinde mütemadiyen her seçim bir vazgeciştir deyiminin canlı örneğini yaşayarak bir diğerinin bize sağlayacaklarından vaz geçeriz…Pişman olur muyuz? olmaz mıyız? Bu da ayrı bir konu…
Önce bakalım gerçekten biliyor muyuz bu kelimelerin anlamlarını:
NİTELİK : Genel anlamda; bir hizmet ya da ürünün belirli bir gereksinmeyi karşılamaya yönelik bütün özellikleri ve öznitelikleri ( bu anonim bir tanım ) Türkçe’ de zaman zaman kalite kelimesi ile eşdeğerde kullanılıyor.
TDK’ ye göre; bir şeyin nasıl olduğunu belirten ve onu başka şeylerden ayıran belirtici özellik olarak tanımlanıyor.Bu kulağa daha hoş geliyor sanki değil mi? Felsefe biliminde de Aristoteles’ten beri nitelik düşüncenin temel anlatım biçimlerinden (kategori) biridir.Nesnenin algılama konusu olan yani "Nitelikler" nesne ve algıları neyseler o yapar, başka nesnelerden ve olaylardan ayırır, onları sınırsızca ve sonsuzca çeşitlendirir.Felsefede nitelik kavramı konuşma dilindeki gibi bir anlam taşımaz. Felsefede nitelik kavramı; yokluğu o nesne ya da olayı neyse o olmaktan çıkaracak olan, nesne ya da olayın bütünsel öz yapısını dile getirir.Nitelik özdeş olmayan nesne ve olaylar arasında söz konusudur.
NİCELİK: Yine genel anlamda sayılabilen, ölçülebilen,birimlendirilebilen özelliklerdir.Nesnenin ölçme konusu olan yani.Nicelik özdeş olan nesne ve olaylar arasında sözkonusudur.
Şimdi biraz aklımız karışmaya başladı sanırım…
Her ne kadar biraz evvel dile getirdiğim gibi zaman zaman ikisi arasinda tercihler yapılmak zorunda olmasına ya da ister istemez böylesine ayrımcı kararlar verilmesine rağmen;
Nicelikle nitelik bağımlıdırlar, ayrıştırılamazlar. Sadece nicel ya da sadece nitel olan hiçbir şey yoktur.
Her nesne ve olay, belli bir nitelik ile belli bir niceliğin birleşimidir.Bu birleşimin bozulması o nesne ya da olayı başka bir olaya ya da nesneye dönüştürür. Bir şeyin neyse öyle kalması için niteliksel yanının niceliksel yanıyla belli bir oranda birleşmiş, dengeye girmiş olması gerekir. Denge bozulursa o nesne başka bir nesne olur. Fakat bir nesnenin nitelik değiştirmesi için az da olsa bir nicelik değişimi gereklidir. "Nicelik değişimi olmaksızın nitelik değişmesi mümkün değildir."Nicelikle niteliğin bağımlı birliğinde temel olan niteliktir, çünkü bir nesne ya da olayın az ya da çok sürekli bir biçimi vardır ve niceliksel olarak değişirken bu niteliksel varlık biçimini belli bir sınıra kadar sürdürür. Niteliğin değişmesi için niceliğin değişmesi zorunludur. , ama her nicelik değişimi nitelik değişimini gerektirmez. ( http://www.anlamak.com/dusunmek/felsefe-sozlugu/Felsefe-Sozlugu—N.htm )
Şimdi bu genel ve bilimsel tanımlamaları süzüp güncel yaşantımıza az da olsa yapıştırmayı başarabilirsek muhtemelen ben de dahil olmak üzere birçoğumuz, hassas dengelere nerelerde nasıl zarar verdiğimizin ya da zaman içinde acaba nerde hata yaptım diye, neden sormak durumuna düştüğümüzün cevaplarını üç aşağı beş yukarı buluruz diye düşünüyorum.
Örnekleme ile açıklarsak muhtemelen yol gösterici olacaktır.
Örneğin SEVGİ…
Şimdi sorarız zaman zaman; sormayız demeyin…bunu hemen hemen herkes bir şekilde birilerine soruyor…
BENİ NE KADAR SEVİYORSUN?
Ah! İşte elde var bir…
Öncelikle sevgi soyut bir kavram, demedik mi nicelik sayılabilen nesneler için söz konusudur diye…hadi sayın bakalım nasıl sayacaksanız…
O zaman soru şöyle mi olmalı?
BENİ NASIL BİR KALİTEDE SEVİYORSUN?
Bu daha da beter oldu değil mi? Abartmayalım…
Bir de kalite kontrol personeli işlem tamam olacak…
Ya da böyle bir soru sorulmalı mıdır ve illaki sorulacaksa yani sevginin niceliği demeyelim de yoğunluğu ve kalitesi merak ediliyorsa soru nasıl olmalı?
Aslında SEVGİ konusu çok hassas uçlarda gezen bir konu ve nitelik nicelik kavramları öylesine içiçe girmiş ki…sorular da cevaplar da zor…Burada sadece iki cins arasındaki sevgiden bahsetmiyorum, anne sevgisi, evlat sevgisi, kardeş,arkadaş, doğa, çiçek,böcek ( tabii ki aramızda böcek sevenler çok değildir ama kafiyeli olsun diye öyle yazdım ) yani hayvan sevgisi…ve hatta işinize olan sevginiz…
Aranızda neden SEVGİ ile örnek verdim diye düşünenler olabilir ama bence her işin başı bu arkadaşlar…Yapılan işe bile az da olsa sevgi denen duygu akımını vermedikçe başarılı olmak oldukça zor…dolayısı ile buradaki nitelik ve nicelik kavramlarını çok iyi algılamak ve hassas dengeleri korumak gerek.En önemlisi bu iki özelliğin yukarıda değindiğim gibi aslında ayrılmaz bir bütünün parçaları olduğunu kesinlikle fark etmek ve bunları birbirinden ayırmamaya çalışmaktır.Karşılıklı iki bireyin iletişim ve ilişkisinden tutun uluslararası ilişkilere kadar işin temeli bu…
SEVGİ nin konu ne olursa olsun niceliği yani az ya da çokluğu her ne kadar soyutlar ölçülemez desek te söz konusu konuya verilen önem, harcanan emek, en azından zihinde ayrılan kapasite,zaman içinde karşılıklı başarılara, doğru yerlere ve devamlılığa götürüyorsa çokluk; ama tam aksi bir başarısızlık ve sorun yaratıyorsa azlık söz konusudur diyebiliriz.
Ve, buradan aynen kavramların bilimsel açıklamasında olduğu gibi niceliğinin akabinde niteliğe geliyoruz.İfade ettiğim emek, önem, saygı, paylaşım ve benzeri unsurlar ne kadar yoğun ise SEVGİ nin ve bununla her ne yaratılıyorsa onun niteliği yani kalitesi de artacaktır ve OLAY BUDUR!
Neden yazdım değil mi bunları?
Zaman zaman bu tarz yazılar yazdığım zaman kimi arkadaşlar geri dönüyorlar ve dertli olup olmadığımı soruyorlar, sağolsunlar ve bazen acaba DSM ( Duygu Sömürüsü Modu ) mı yapıyorum diye soranlar da oluyor ama değil…Sadece ve sadece hala üstüme vazife olmamasına rağmen yaşama dair ne keşfediyorsam paylaşmak istiyorum ki, zaman zaman Amerika’ yı tekrar keşfediyor da olabilirim…ama zararın neresinden dönsek kardır…evet, sadece paylaşmak için…
Gelelim sadede;
Nacizane tavsiye ya da öneride bulunuyorum…Gerek sosyal ve gerekse iş yaşamınızdaki ilişkilerinizde karar mekanizmanızı çalıştırırken nitelik ve nicelik konusunda hassas davranınız.Bunların beraber oldukları zaman daha değerli neticeler elde edildiğini unutmayınız.Sayısal değerler uğruna bir daha geri dönemeyeceğiniz adımlar atmayınız.Size nitelik olarak bir seyler kazandıracağını umduğunuz kararlar verirken ya da girişimlerde bulunurken de bir yerlerde hem nicelik hem de nitelik bakımından bir şeyleri yitirme riskiniz oldugunu asla unutmayınız.
Zaman içinde başarı, itibar ve hatta şöhret uğruna attığınız adımların belki de sizi bütün bir ömür boyunca sevecek ve muhtemelen bir çok konuda sizinle yanyana omuz omuza olmaya gönüllü olacak olan kişileri üzme riski olduğunu;
Bunun yanısıra bunun tam tersi; asla ve asla size ya da içinde bulunduğunuz konuma denk duşmeyen ( genelde bunu maalesef deneyip yanıldıktan sonra anlarız ama neyse ), kaşınızı gözünüzü bilmem kaçıncı kalite boyalarla allayıp pullayan, itibarinizi zedeleyecek, başarılarınızı engelleyecek kişilerle yol almayın, almamaya çalışın…arada bir birileri sizi uyarıyorsa vardır bir bildikleri deyip şöyle bir mola verip düşünün…zararın neresinden dönseniz kardır…
Netice itibari ile ne niteliği niceliğe…ne de niceliği niteliğe tercih etmeyiniz…Anca beraber kanca beraber…
Vaktiniz olursa şöyle bir mola verin bir düşünün hem sosyal hem de iş ilişkilerinizi…acaba bir yerlerde hata yaptık mı diye…
Saygı ve Sevgilerimle
Ne ekersen , onu biçersin.. Rüzgar ektim , fırtına biçtim.
Gelecekte kimlik no'larımız ne işe yarayacak?
Gelecekte kimlik no'larımız ne işe yarayacak?
Operatör: Pizza xxx'i aradığınız için teşekkürler.
Müşteri: Merhaba, sipariş verebilir miyim..?
Operatör : Evet... siz... Bay Mehmet Selami'siniz ve Kadıköy'deki evinizden
arıyorsunuz. Ev numaranız 216-xxx 61 62, ofisiniz 216-xxx 70 80 ve mobil telefonunuz
xxx 201 25 25...
Müşteri: Bütün numaralarımı nereden biliyorsunuz?
Operatör : Sisteme bağlıyız efendim.
Müşteri: Bir bol sucuklu, pastırmalı, kıymalı pizza istiyorum...
Operatör : Bu iyi bir fikir değil efendim!
Müşteri: Nasıl yani?
Operatör : Tıbbi kayıtlarınıza göre tansiyonunuz ve kolesterolünüz oldukça yüksek
efendim.
Müşteri: Nasıl?... Peki ne almalıyım?
Operatör : Diyet Maydanoz-Brokoli Pizza'mızı deneyin. Seveceksiniz.
Müşteri: Seveceğimden nasıl emin olabilirsiniz ki?
Operatör : Geçen hafta bir kitapçıdan 'Maydanozun Faydaları' ve 'Brokoli Yemekleri'
kitaplarını almıştınız efendim.
Müşteri: Tamam; teslim oluyorum... Ondan bana 3 aile boyu gönderin lütfen. Ne kadar
tutuyor?
Operatör : 6 kişilik aileniz için bu yeterli olacaktır efendim. Toplam 61 YTL.
Müşteri: Kredi kartıyla ödeyebilir miyim?
Operatör : Maalesef nakit ödemeniz gerekecek efendim. Kredi kartınız limitini
doldurmuş ve geçen yılın Kasımından beri bankanıza 3720,55 YTL borçlusunuz. Buna
aldığınız plazma tv taksitleri de dahil değil üstelik....
Müşteri: Sanırım adamınız buraya gelmeden önce yakındaki bir ATM'den nakit çekmem
gerekecek.
Operatör : Yapamazsınız efendim. Kayıtlarınıza göre bugünkü nakit çekme limitiniz olan
1000 YTL'yi doldurmuş durumdasınız.
Müşteri: Önemli değil, siz pizzaları gönderin.
Adamınız gelene kadar parayı ayarlarım. Gelmesi ne kadar sürer?
Operatör : Yaklaşık 45 dakika efendim; ama bu kadar beklemek istemiyorsanız 34 ZVT
666 plakalı motosikletinizle gelip daha kısa sürede buradan kendiniz de alabilirsiniz. ..
Müşteri: Ne!
Operatör : Sistem kayıtlarına göre böyle plakalı bir scooter motosikletiniz var...
Müşteri: *'!^ *%^**%^I7*
Operatör : Sözlerinize dikkat etseniz iyi olur efendim. Unutmayın ki 15 Temmuz
1997'de bir polise hakaretten tutuklanmıştınız...
Müşteri: [Sessizlik.. ]
Operatör : Başka bir isteğiniz var mı efendim?
Müşteri: Yok... Bu arada; reklâmınızdaki 3 şişe bedava kolayı da gönderiyor musunuz?
Operatör : Normal olarak gönderirdik efendim, ama kayıtlarınıza göre siz bir
diyabetliksiniz, size Zero Cola gönderiyorum...
Ne ekersen , onu biçersin.. Rüzgar ektim , fırtına biçtim.
Türk Televizyonlarından Unutulmaz Anlar. (Canlı Yayın)
Türk Televizyonlarından Unutulmaz Anlar. (Canlı Yayın)
İşte Türkiye gerçekleri:
27. Reha Muhtar'ın tavanda yürüyen sirk cambazıyla canlı yayında konuşması sırasında görüntüsünü ters çevirterek, konuşmasını öyle sürdürmesi.
26. Kurban Bayramı'nın olağan röportajlarından birisi. Muhabir sokakta kurban kesen vatandaşla konuşuyor:
MUHABİR: Sağlık açısından son derece elverişsiz koşullarda beklettiğiniz bu etleri yemeyi düşünüyor musunuz?
VATANDAŞ: Yok bacım, eşe dosta dağıtacağız.
25. Sadettin Teksoy'un, Kuzey Kutbu'nda bulunan fokların soylarının tükenme tehdidi altında olduğundan bahsetmesinin hemen ardından, avcılarla birlikte fok avına çıkması. Teksoy'un kutupta uzun süre kıbleyi arayarak, namaza durması.
24. Ajda Pekkan, kendisine "Formunuzu nasıl koruyorsunuz?" diye soran spikere yanıt verir: "Çok kolay, herkesin rahatlıkla uygulayabileceği bir diyet uyguluyorum. Öğlenleri sadece karidesli bir salata..."
23. İsmet Badem, bir basketbol maçında, seyircilerin arasındaki bir kızla röportaj yapar: BADEM: Sizin gibi güzel bayanları salonlarda görünce çok mutlu oluyorum. Basketbola bu ilgi nereden?
KIZ: Ben Efes kızlarından biriyim. (Ponpon kızlardan söz ediyor.)
BADEM: Aaaa öyle mi? Çıplak değilsin ya, tanıyamadım. Kusura bakma. Bu diyalogtan sonra anlatım masasında olan Murat Murathanoğlu gülmekten bir süre konuşamaz ve ekranları başında yayını izleyen seyircilerin de söylemek istediklerine tercüman olur:
MURATHANOĞLU: Ya İsmet, bi de sana bu iş için para veriyorlar değil mi?
22. Satanist hikâyelerin revaçta olduğu günlerde, TV muhabiri İzmir'de satanist olduğunu iddia eden biriyle röportaj yapıyor:
MUHABİR: Peki siz gerçekten bakire kızları mı kurban ediyorsunuz?
SATANİST: Yok be abi, İzmir'de bakire kız ne arar?
21. Yerel bir kanalda, elinde sazla telefondan gelen istek parçalarını çalan sunucu, telefondaki izleyiciye sorar: "Hangi parçayı seslendirmemi istiyorsunuz?" Adam sinirlidir: "Ben aldığınız tüpün parasını istiyorum!.." Diyalog daha sonra "Karınız tüp sipariş etmişti, patron da parayı almak için ısrar ediyo" gibi konuşmalarla devam eder. Sonunda sunucu kıpkırmızı bir yüzle rejiye yalvarır: "Reklama girelim lütfen!.."
20. Caner ve Hamiyet, Kuşum Aydın'ın sabah programinda tartıştıkları sırada birinin diğerine, "Şimdi Aydın Bey, Aydın Bey diyorsun; bana da Aydın'ın programına çıkma, çok seviyesiz diyordun" demesi ve bunun üzerine Kuşum Aydın'ın boşluğa bakar halde donup kalması.
19. Kaan Yakuphanoğularından'ın kafasına haberleri sunarken dekorun düşmesi.
18. Haber kanalının, fahişe kılığına soktuğu muhabir, bir otomobilin kapısına yanaşır ve uyarısını yapar: "Bende AIDS var ama..." Otomobildeki adam takmaz: "Atın ölümü arpadan olsun!"
17. Mehmet Ali Erbil ile yarışmacı pazarlıktadır:
MEHMET ALİ: Bak açıyorum, hâlâ vazgeçebilirsin, 2 milyarı al git. İZLEYİCİ: Yok, biz açalım Mehmet Ali Bey. (M. Ali biraz açar. Anlaşıldığı kadarıyla adam kazanamayacak gibidir)
MEHMET ALİ: Gel sana 500 milyon vereyim, al git...
İZLEYİCİ: Onu gel ben sana vereyim de sen git...
16. Reha Muhtar programa telefonla bağlanan adama fırçasını atar: "Bütün bunları nasıl yaptın ha? Cevap ver..." ADAM: "Bakın efendim, şöyle izah edeyim..."
REHA MUHTAR: "Sus, konuşma... Hâlâ utanmadan izah ediyorsun. Cevap versene?!..."
15. Haber bülteninde bir tecavüzcü polis arabasına bindirilmektedir. Kameralara dönüp, şöyle der: "Seviyordum, söyleyemedim..."
14. Arena programında Uğur Dündar, dükkanını pislik götüren fırıncıya sorar: "Bu böcekler nereden geliyor?" Fırın sahibi en az ekmekler kadar pişkindir: "Bu böcek nereden geliyor biliyor musunuz Uğur Bey? Siz eğitimli insanlarsınız; bu böcek ülkemize ilk kez Afrika'dan, muzun üstünde geldi."
13. Number One TV'de program yapan ünlü hanım DJ'e bir izleyici telefonu gelir. Zıpır izleyici "Sen vibratör kullanıyor musun?" diye sorar. Hanım DJ altta kalmaz: "Hayır canım, ben vidanjör kullanıyorum."
12. Kadın yarışmacı telefonda yine Mehmet Ali Erbil'e yalvarmaktadır. "Oğlum işsiz, kızım hasta, vs..." Erbil, bunalıp, kulise gider. Mikrofonu açık kaldığı için tüm konuşmaları yayına çıkmaktadır: "Oğlu öyleymiş, kızı böyleymiş... Oğlunun da..." diye başlayıp, sunturlu bir küfür sallar...
11. Ceviz Kabuğu programına katılan Zekeriya Beyaz, ünlü sunucunun adını karıştırır: "Bakın şimdi sayın Cevizkabuğu..." Sunucu, ünlü profesörü uyarmak zorunda kalır: "Cevizoğlu efendim!.."
10. Genç ve güzel VJ, günün tartışma konusunu "Benimle birlikte olmak için ne verirdiniz?" olarak belirler. Telefondaki erkekler yatlar, katlar, evler, arsalar, arabalar vaat eder. Ama bir seyirci, ilginç bir meblağ telaffuz eder: "Sizinle birlikte olabilmek için 3 milyon 739 bin 500 lira verirdim" der. VJ kızımız önce "Ay peki, sağol" filan der ama, kafasına takıldığı için de sormadan edemez: "Nereden çıktı bu değer peki?". Seyirci yanıtlar: "Pazarda eski kaşarın kilosu o kadar!.."
9. Güner Ümit'in Turnike yarışması sırasında Aleviler hakkında yaptığı "Mum söndü" benzetmesiyle kendi kariyerini noktalaması.
8. Show TV'deki Acun Firarda programında Acun Ilıcalı bir Avrupa kentindeki barda önüne gelen kıza sarkıntılık eden genci kameralara göstererek, "Görüyorsunuz sayın seyirciler, magandalık sadece Türkler'e özgü bir durum değil. Avrupa'da da pek çok maganda var" der. Delikanlı mikrofonun üzerindeki Show TV logosunu fark edip, Acun'un yanına yaklaşır ve "Abi ben de Türk'üm" der.
7. Mustafa Denizli'nin atv'de spor programı sunduğu dönemde Erman Toroğlu'nu "Tartışmasız, Türkiye'nin en büyük düdüğü!.." diye anons etmesi.
6. Elmax kanalında konuk Sumru Yavrucuk'un köpeğinin, sunucu Billur Kalkavan'ı taciz etmesi.
5. Medyum Memiş'in, Medyum Keto'yu canlı yayında tokatlaması.
4. Hande Ataizi'nin canlı yayında Sevda Demirel tarafından "Ne diyorsun seeen?" diye tokatlanması.
3. Seda Sayan bir sabah Kanal D’deki programını sunarken, olağan telefon bağlantılarından biri yapılır.
SEDA: Alooo? Kiminle görüşüyoruz?
İZLEYİCİ: Ben Mustafa…
SEDA: N’aber lan Mustafa? Nerden arıyosun bizi Mustafa?
İZLEYİCİ: Şişli’den…
SEDA: Ne iş yapıyon lan Mustafa?
İZLEYİCİ: Belediye Başkanı’yım… (Seda Sayan, arayanın Mustafa Sarıgül
olduğunu anladığında onlarca kez özür diler)
2. Hugo adlı interaktif televizyon oyununda çok kötü oynayıp kaybeden
çocuk, “Ben böyle yarışmanın a.. koyayım” der.
Sunucu Tolga Garipoğlu “Ama nasıl konuşuyorsun sen böyle bakayım?
60 milyon seni izliyor şu anda” diye bozuk çalar.
Çocuğun yanıtı şok etkisi yaratır:
“60 milyonun da a.. koyayım!..”
1. Mehmet Ali Erbil’in atv’deki Ya Şundadır Ya Bunda programında Tikli
Hilmi’nin donunu indirmesi ve garibanın malının mülkünün canlı yayında
beyan edilmesi.
Ne ekersen , onu biçersin.. Rüzgar ektim , fırtına biçtim.
Mühendislik çözüm üretmektir.
Mühendislik çözüm üretmektir.
Bir rahip,bir doktor ve bir muhendis golf sahasinin boşalmasini beklemektedirler.
Muhendis:"Bu adamlar ne yapiyor boyle, 15 dakikadir bitirmelerini bekliyoruz."
Doktor: "Bilmiyorum ama hiç böyle bir saçmalik görmedim."
Rahip: "Iste gorevli geliyor, onunla konusalim."Rahip: "Merhaba, Şu anda sahada olan grup ne zaman cikacak, neden bu kadar yavaslar?"
Gorevli: "Evet onlar kör itfaiyeciler. Kulubumuzde gecen sene cikanyanginda gozlerini kaybettiler. Bu yuzden istedikleri zaman burada
ucretsiz oynamalarina izin verildi.
Rahip:"Ne kadar üzücü, bu akşam onlar icin dua edecegim."
Doktor: "Cok guzel bir fikir, ben de hastanedeki doktor arkadaslarla konusup onlar icin bir seyler yapabilir miyiz diye bakacagim."
Muhendis: "Bu adamlar neden geceleri oynamiyorlar?"
Ne ekersen , onu biçersin.. Rüzgar ektim , fırtına biçtim.
"Havaalanı muhabbetleri"
"Havaalanı muhabbetleri"
Onur Air tarafindan 9 YTL' den satışa sunulan yaklaşık 10 bin iç hat biletini almak için sirketin Çağrı Merkezi' ni arayanlar ile görevliler arasında ilginç diyaloglar yaşandı. İstanbul 23 Mart-30 Nisan 2006 tarihleri arasını kapsayan ve satışa sunulduktan sonra yarım gün içerisinde tükenen biletlerden almak isteyenler şirketin telefonlarının ve internet sitesinin günlerce kilitlenmesine neden olmuştu. İşte ilginç diyaloglardan bazıları:
-Hanımefendi; sizin bu 9 YTL lik bilet dediğiniz şey hani 8 den sonra 10 dan önce bir rakam var, ondan bahsediyorsunuz değil mi?
-Antalya ya ayın 22 sine iki kişilik yer ayırtacağım. Yer var mı?
-Var efendim hem de kampanyalı.
-Ne kadar?
-Bilet başı 9 YTL efendim.
-?
-Alo
-Kardeşim bilet ne kadar dedin?
-İki kişi 18 YTL, kişi başı 9 YTL efendim.
-Ya, gidin işinize saçmalamayın (içeriye seslenerek) yanlış düştü numara, dalga geçiyor birisi.
-Telefonu kapatır.
-Ben işadamıyım. Utanırım acenteden 9 YTL lik bilet istemeye. Böyle telefonla direkt alamaz mıyım?
-Kızım İzmir e 9 YTL lik biletlerden istiyorum iki tane.
-Maalesef İzmir e tüm kampanya biletlerimiz satıldı efendim.
-Adana ya olsun o zaman.
-Üzgünüm efendim Adana için olanlar da bitti maalesef.
-Ya; nereye varsa ver kızım. Şu kadını ölmeden bi uçağa bindireyim.
(Kampanyanın birinci haftası. Tüm biletler tükendikten sonra)
-İndirimli biletlerden istiyorum.
-Maalesef tüm kampanya biletlerimiz satıldı efendim.
-Yalancılar sizi. Bineceğim uçağa. Bağıracagim kim 9 YTL lik biletlerden aldı diye, kimse elini kaldırmazsa da sizi mahkemeye vereceğim.
-İndirimli bilet kaldı mı?
-Tüm kampanya biletlerimiz satıldı efendim.
-Ben öylesine sormuştum zaten. Olsa da almayacaktım.
-Samsun a iki kişilik 9 YTL lik biletlerden istiyorum. Ayın 8 ine.
-Var efendim. İsimleri alayım lütfen.
-Kızım bagajda filan değil, normal koltukta uçacağız değil mi biz?
-Elbette efendim.
-Emin misin sen?
-Eminim tabi efendim.
-İyi, alayım o zaman.
-Dokuz YTL lik bilet almıştım ama bir değişiklik yapacağım.
-Kampanya biletlerinde değişiklik yapamıyoruz efendim.
-Diyarbakır yerine Erzurum olacaktı sadece.
-Üzgünüm efendim 9 YTL lik biletlerimizde değişiklik yapamıyoruz.
-Soyguncular. Sadakam olsun.
-Ben gazeteciyim bir şey soracaktım.
-Sizi iletişim departmanımıza aktaralım efendim.
-Yok yok, haberle ilgili değil. Konuştum şimdi departmanla, doğruymuş kampanya. Ben, İzmir e 9 YTL lik biletlerden kaldi mı diye soracaktım.
-Dokuz YTL lik biletlerden istiyorum.
-Hangi yön ve tarihe olacak efendim.
-Hiç fark etmez. Çoluk çocuk uçak görsün.
-Bacım Gaziantep e 9 YTL lik bilet alacaktım.
-Maalesef hiç kalmadı efendim.
-Hiç mi kalmadı?
-Hiç kalmadı.
-Nasıl olur. Binlerce bilet satıldı yani.
-Kampanya dahilinde olanlar geçen hafta satıldı.
-O kadar adam ne yapacak Antep te hayret bir şey. Allah Allah.
-Alo
-Onur Air mi?
-Buyurun efendim Çağrı Merkezi nasıl yardımcı olabilirim?
-9 YTL lik bilet alacaktım.
-Sadece internet ve acentelerden alabiliyorsunuz. Ben sadece yer olup olmadığını söyleyebilirim.
-Ablacım ver sen parasını, ben gelince takdim edeyim sana. Biter filan şimdi.
Aşağıda Türk Hava Yollarını arayan kişilerin komik sorularını ve konuşmalarını bulabilirsiniz.
Yolcu : Semiha Yankı Havalimanı'nın telefonunu alabilir miyim? ( Sabiha Gökçen Havalimanı demek istiyor )
THY : İyi günler danışma..
Yolcu : İyi günler bugün nereden bilet alabiliriz?
THY : Sadece Taksim ve havalimanı açık bugün.
Yolcu : Anladım. Taksim'deki havalimanının telefonunu alabilir miyim?
Yolcu : Diyarbakır'a yer var mı acaba?
THY : Maalesef yok efendim?
Yolcu : O zaman beni yedek kulübesine yazar mısınız?
THY : İyi günler iç hatlar..
Yolcu : Bant kaydı mısınız, yoksa gerçek mi?
THY : Gerçeğim hanımefendi.
Yolcu : İyi o zaman iyi günler.
Yolcu : İstanbul'a son uçak kaçta?
THY : Nereden?
Yolcu : Buradan.
THY : Nereden arıyorsunuz?
Yolcu : Şehir içinden.
THY : Nereden?
Yolcu : Erzurum'dan.
Yolcu : İyi akşamlar hanıfendi Trabzon - İstanbul arası ne kadar sürüyo acaba?
THY : Bi saniye efendim.
Yolcu : Tamam teşekkürler, iyi akşamlar.
THY : Ne kadar kalıcaksınız Almanyada?
Yolcu : Neden soruyorsunuz?
THY : Ona göre bilet keseceğim onun için.
Yolcu : Ee olsun ben uçakta kalmıycam ki otelde kalıcam.
Yolcu : Çocuğumla ben uçucam, oğluma çocuk fiyatı istiyorum, ne kadardı?
THY : Çocuğunuzun 12 yaşını aşmaması gerekiyor, kaç yaşındaydı?
Yolcu : 32 yaşında.
THY : Çocuğun adını alabilir miyim?
Yolcu : Mustafa İbrahim Süheyl İsabeyoğlu... Hayvan babası böyle bi isim vermiş.. Sanki arap şeyhi ufacık çocuk... Dayısıyım çok üzülüyorum da çocuğa.. Afedersin yani hanıfendi.
THY : Hiç yer yok malesef.
Yolcu : Ama ben askerim?
THY : Hiç yer yok malesef.
Yolcu : Hiç mi yok?
THY : Hiç yer yok malesef.
Yolcu : Ben yere otursam.
Yolcu : Bizans class a rezervasyon istiyorum?
THY : Hangi numarada oturuyorsunuz beyfendi?
Yolcu : Sanayi mahallesi 14 numara.
Yolcu : İyi günler hanımefendi, bir sorum olacaktı.
THY : Tabii buyrun.
Yolcu : THY ticketing bölümünde çalışanların maaşı ne kadar?
Yolcu : İyi günler hanımefendi. Denizli'ye uçuşunuz var mı?
THY : Evet beyefendi yarın sabah 07:45'de uçuyoruz?
Yolcu : Öyle mi, peki Denizli'de havalimanı var mı?
THY : Hayır beyefendi suya iniyoruz.
Boeing 737 uçağında orta pencere açık uyarısı alınır. Amir gider pencere açıktır. Sorar:
Amir : Oradaki sorununuz nedir?
Yolcu : Burda çekiniz yazıyodu, çektim açıldı.
THY : Gazete?
Yolcu : Bi hürriyet bi sabah bi milliyet.
THY : Efendim bir tane seçseniz, arkada oturan yolcularada kalsın
Yolcu : Hıımmmmmmm.. Bi hürriyet bi sabah o zaman.
THY : Peki.
Yaşlı amcalardan biri tepsisindeki kolonyalı mendili sakız diye ağzına atıp çiğnemiş ve yüzündeki büzüşmüş, ekşi bir ifadeyle karısına dönüp:
Yaşlı yolcu: La Münevver acı lan bu.
Yolcu : İyi günler, ben Almanyaya gidecektim.
THY : Olur hanımefendi, nereye peki?
Yolcu : Havaalanına.
THY : Beyfendi yolcularımız yerleştikten sonra sizin yerinizi değiştireceğiz.
Yolcu : Niye ki o?
THY : Uçus güvenliği açısından çıkış kapılarına çocuk oturtamıyoruz efendim.
Yolcu : Niye biz güvenilir diil miyiz?
THY : Çocukların burda oturması yasak, yerinizi değiştirmek zorundayiz.
Yolcu : Valla ben hiç bi yere gitmiyorum kardeşim. Ben pencere kenarı aldım!
Yolcu : Pardon çok merak ettim de bu bulut ne bulutu?
THY : Cimbo numbulus !
"Bacım Bilet var mı bilet ?? "
Ne ekersen , onu biçersin.. Rüzgar ektim , fırtına biçtim.
Azerice for beginners
Azerice for beginners
Nur Çintay A. ( Radikal gazetesi 22/05/2007 yazısı)
Bir ara Azerbaycan 'televiziyası'na ne biçim kaptırmıştık; hele filmlere doyum olmuyordu. Radikal Cumartesi'de görmüşsünüzdür; arkadaşımız Şule Çizmeci, Türkiye'nin doktor girmeyen köylerini dolaşan Sınır Tanımayan Sağlık ve Doğa Gönüllüleri (Symbiosis) ile birlikte, sağlık taramasına refakat etmek üzere Azerbaycan'a gitti.
Bakü'de Nişantaşı'nı kıskandıracak bir 'lüküs hayat' hüküm sürmekteydi, Gazah'taysa ürküten bir yoksulluk. Tezatlar karşısında dehşete düştüler ve ama zorlu bir iş için oradaydılar. Azerbaycan'ın altı 'reyonunda' (bölgeye 'reyon' diyorlar), hastane, okul ve yuvalarda konaklayarak 1399 çocukla 290 erkek ve kadına baktılar.
Şimdi böyle anlamlı, önemli, ulvi bir işi sulandırmak çok ayıp ama aksi de elde değil; civarı tanımak için fotoğraflara bakıyoruz ve kasabın vitrininde 'Sümüksüz Dana Eti' yazıyor!
'Quzu'nun kuzu, 'Qoyun'un koyun olduğunu anlamak için müneccim olmak gerekmiyor ama meğer 'sümük' de kemik demekmiş.
Azerice de kullanılan pek çok kelimeyi tahmin etmek zor değil; bazıları zaten aynı, bir kısmının da karşılığı delice şaşırtmıyor. 'Yıkılmak' düşmek demek mesela, 'tikmek' inşa etmek... Peki 'kravat' neden kalkıp da 'yatak' anlamına geliyor?
...
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=221970&tarih=22/05/2007 yazının tamamı burda.
Ne ekersen , onu biçersin.. Rüzgar ektim , fırtına biçtim.
Bir Japon un Türkler hakkındaki görüşü
Ders alınacak objektif gözlem:
Bir Japon un görüşü
Bir Japon, İstanbul'da geçirdiği bir haftanın sonunda fikri
sorulduğunda $unları soyluyor:
Turkler'in evine gittiğinizde,
tanımasalar da buyur ediyorlar. Siz oturmadan kimse oturmuyor. Siz sofraya
geçmeden kimse geçmiyor. En iyi yere sizi oturtuyorlar. Siz yemeğe
ba$lamadan kimse ba$lamiyor. Zorla her yemekten tattırıyorlar. Siz
kalkmadan kimse, evin çocuğu bile sofradan kalkmıyor. Cay, kahve, meyve,
ikram bitmiyor. Herkes sizi rahat ettirmek için ugra$iyor. Kumandayi
elinize veriyorlar. Sırtınıza, altınıza yastık konuyor. Yorgunluktan
ölseler bile siz kalkmadan kimse gidip yatmıyor. Gitmeye yeltendiğinizde
bu kez bırakmıyorlar. Yataklarını veriyorlar, kendileri kanepede,
koltukta yatıyor.
Sonra evden cikiyorsunuz ayni adamlar 180 derece
degi$iveriyor. Herkes arabasini ustunuze suruyor. Arabanin burnunu
cikarmazsaniz kimse yol vermiyor. Kornalar, kufurler. $erit degistirmek
bile mumkun degil. Yayaysaniz i$ik olmayan bir gecitten mumkunu yok
gecemezsiniz. Evde oyle, arabada boyle, nasil oluyor? Bu i$i cozemedim
Alıntıdır. Japon güzel analiz etmiş.
Ne ekersen , onu biçersin.. Rüzgar ektim , fırtına biçtim.
Futbol manyağı öğrenci sınav kağıdı..
Futbol manyağı öğrenci sınav kağıdı..
Endoplazmik retikulum nedir?
Arjantinin gelecek vaad eden oyuncusudur.
-Lizozom ve ribozom nedir?
Surinam asıllı Hollandalı ikiz kardeşlerdir.
-İstanbul kaç yılında fethedilmiştir?
Bilmez miyiz hocam: Since 1453!
-Ünlü bir bestekar ismi yazınız.
Beşiktaş Çarşı Grubu
-Eski Roma krallarından birinin adını yazınız.
Eskisi Giannini, yenisi Totti.
-Almanya'nın başkenti neresidir?
Hertha Berlin.
-Ünlü bir Alman sanatçı ismi yazınız.
Franz Beckenbauer
-Sekizli hece ölçüsüne uygun bir mani yazınız.
Beşiktaşım sen çok yaşa
Canım feda olsun sana
Hiçbir şeye değişilmez
Senin sevgin bu dünya
-Büyük ünlü uyumuna uygun bir cümle yazınız.
Pele, Maradona, ve Puskas maça çıkmış.
-Rusya’dan 4 tane şehir yazınız.
CSKA Moskova, Dinamo Moskova, Spartak Moskova, Torpedo Moskova
-Duyguların belli bir ahenk ve ölçü içinde aktarılmasına ne denir?
Tezahürat
-İki iki daha kaç eder
Hangi 2 konuk takımınsa o fazla eder.
-Dört çarpı üç kaç eder?
Hocam, kasten çarptıysa penaltı eder ama yakın mesafeden çarptıysa devam eder.
-En beğendiğiniz müzik türü hangisidir?
Statlarda yapılan tezahürat…
-İzmir denince aklınıza gelen üç şey nedir?
Göztepe, Karşıyaka, Altay…
Ne ekersen , onu biçersin.. Rüzgar ektim , fırtına biçtim.
Evet forumdaki hayatını
Evet forumdaki hayatını gerçek hayatına karıştırınca....neler oluyor beraber bakalım
Anne yemek yaptıktan sonra:
-Emeğine sağlık çok güzel bir paylaşım anne.
Biri elinde kağıtla size adres sorunca:
-Dostum link yanlış.İstersen bir kontrol et.
Fotoraf albümüne bakarken:
-Capslar bir harika.
Biri beyendiği bir şey verince:
-karma'yı hakettin.
Kardeşten bir bardak su isterken:
-Kardeşim bir bardak su getirirsen seni karma'ya boğarım.
Birine hediye alırken:
-Bu harika!Hemen indiriyorum.
Birine bir şey hazırladıktan sonra:
-Senin için upload ettim.
Sınıfta biri küfrederse:
-Oğlum manyakmısın?Banlanıcan şimdi.
Arkadaşlarına yemek yaptıktan sonra:
-karmalarınızı bekliyorum.
Daha önceden konuşulan bir mevzuyu tekrar duyunca:
-Bu konu daha önceden verilmişti..........
Ne ekersen , onu biçersin.. Rüzgar ektim , fırtına biçtim.
Olmayacak seyler 1. Üç
Olmayacak seyler
1. Üç kisilik ailenize ulasmak icin elinizde 15 farkli telefon numarasi vardir...
2. Yan masanizda oturan kisiye e-mail atarsiniz...
3. Aileniz ve yakin dostlarinizla gorusememe nedeniniz email adresleri olmamasidir...
4. Uzun calisma temposunun ardindan eve gittiginizde telefonu hala isteykencevapladiginiz gibi aciyorsunuzdur...
5. Evden bir yeri ararken, dis hatta cikis yapmak icin "9" u tuslarsiniz...
6. Ayni masada 4 senedir calismaniza ragmen, 3 farkli sirket icin calismissinizdir...
8. Televizyonda izlediginiz her reklamin altinda web adresi vardir...
10. Cep telefonunuzu almadan evden cikmak, ki 15 yil once hic bir etkisi yoktu, artik sizin icin bir panik nedenidir ve apar topar eve cep
telefonunuzu almak icin geri donersiniz...
11. Sabah uyandiginizda kahvalti yapmadan internete girersiniz...
12. Listede 9. numaranin olmadigini fark edemeyecek kadar
mesgulsunuzdur ...
13.Bu yazilanlari onayliyor ve guluyorsunuzdur....
14. Daha kotusu bu e-maili kimlere ileteceginiz kafanizda hemen
canlanmistir...
15. Yukari bakip 9. numaranin olup olmadigini kontrol etmissinizdir.
Ve simdi KENDINIZE GULUYORSUNUZDUR!
Ne ekersen , onu biçersin.. Rüzgar ektim , fırtına biçtim.
Atılan Laflar ve Karşılıkları
Atılan Laflar ve Karşılıkları
Ne kadar güzelsiniz
- Biliyorum... Onun için bu yaşta evliyim
- Pardon yenge
----------------------------
mekan Haydarpaşa:
-pardon saati sorablir miyim?
-şurda kocaman yazıyor göremiyor musun?
----------------------------
Adam kızın oturduğu masaya yaklaşır yanındaki boş sandalyeyi tutar ve dil sürçmek suretiyle..
-Boş musunuz
-Hayır arkayı beşledik gör müyon mu?
-Ben sandalye için sormuştum
-Ben sizi yalnız bırakayım o zaman
----------------------------
Tanışmak isteyen erkek kızın masasında birşey arar gibi yapar.Kültaplasını kaldırır altına bakar vs. aranır da aranır.
sonunda kız dayanamaz ve sorar:
- ne arıyorsunuz siz?
- sizinle tanışmak için güzel bir bahane arıyordum, ama bulamadım
- bunun üzerine benim "aaaaayy çok tatlısınnn" mı demem gerekiyo
- eeööö e tabi olabilir
- defol!!
----------------------------
-Daha önce tanışmış mıydık yavrum?
-Sanmam hayvanat bahçesine gitmeyi sevmem
-Hönk
----------------------------
- Pardon tanışabilir miyiz?
- Sebep?
- eeöö
- eee
- güzelsiniz desem
- bu benim sorunum desem?
- pardon abla
----------------------------
- Tanrım... Sizi daha önce tanımalıydım
- Ben o kadar vakit kaybını göze alamazdım
- Nasıl???
- Naş diyorum kısa ve öz!
----------------------------
- Yalnızmıyız?
- Sorduğun soruyla çelişme
- nası?Ney
- hem çoğul hem yalnız olamayız dimi ama..
- öhmm pardon
- ne o bayım.. zeki mi geldim?
----------------------------
- İlk görüşte aşka inanır mısınız?
- ....
- İnanmıyosanız çıkıp bi daha gelicem de
- ay yesinler sempatik şey
- ehehe
- dövecem ama bak!!
----------------------------
- Merhaba nasılsın
- Ney
- Şaşırdın mı?
- Ney
- Ben Varol..
- Yokol!!!
----------------------------
Kız köpek gezdirmektedir;
- ehhehe ne sevimli şey... Isırır mı
- Parcalar bile..
----------------------------
- Ne güzel gözleriniz var
- Lens onlar
- eööe olsun yine de güzel
- ha sonuna kadar zorlucam şansımı diyosun.
----------------------------
- sizi birine benzetiyor gibiyim?
- siyah kuşak var bende.... asıl ben seni benzetebilirim
----------------------------
-Kabalığımı maruz görün. bu kadar güzel olmayı nasıl başarıyorsunuz?
-makyaj.
-hayır hayır bu cenabı allahın bir güzelliği olmalı
-bilemiyorum allahla işim olmaz.
- ??! -kaçar-
----------------------------
- pardon bayan bişey sorabilirmiyim ?
- tabii..
- bu ne güzellik ??
- hangisi?..
----------------------------
-pardon saatiniz var mı acaba?
--yok maalesef...
-bende var...
-iyi güle güle kullan
----------------------------
- pardon saatiniz var mi acaba?
- yok, maalesef.
- aliriz?
- yemezler
----------------------------
-merhaba, saat var mı
-ne?
-saat diyorum.
-eee
-kaç olmuş acaba?
-ne oldu randevun mu var.
-yoo.
-o halde niye soruyorsun?
-merak ettim de
-bi git be!!
----------------------------
- Pardon isminizi öğrenebilir miyim?
- Naapcan
- Kalbime kazıycam, kimse unutturamasın diye
- Ha çok romantiğim diyosun
- Evet...
- Peki embesilliğini gizleyebilecek bi özelliğin var mı?
----------------------------
-Pardon tanışabilir miyiz?
-2 soru sorcam bilirsen tanışırız
1-Cumhurbaşkanımızın adı:
-Erdoğan
-daaaaat
2- ekmek kaç YTL
-YTL mi o ne
-daaaaaaaaat hadi canım hadi seni televoledeki mankenler paklar
----------------------------
- Sigaran ve sen ölesine birbirine benzionuz ki... Ama onu ben yaktım,beni de sen..
- Allala enteresan... Bence de sen ve sigaram benziyosunuz... İkinizi de ayağımın altında ezebilirim
Ne ekersen , onu biçersin.. Rüzgar ektim , fırtına biçtim.
Ben nasıl oldum baba...
Ben nasıl oldum baba.
Çoçuk,
"Babacim yaa, ben nasil oldum, cok merak ediyorum" diye israr edince...
Adam, "Nasil olsa bunu bu oğlana bi gun anlatmak durumunda
kalacağım, iyisimi simdi izah edeyim, hazir sormuşken, kurtulayım gitsin
bu isten" diyie düşünür, icinden...
"Bak evladim, cok iyi dinle, zira bir daha anlatmayacağım:
>"Anenle baban, bundan yedi sene evvel, birinternet cafe de karsilasti.
>"Bir iki bakistiktan sonra bu internetcafe nin musait bi yerine gectiler...
>Baban memory stick ile ,USB den bi baglanti kurdu...
>"Anaciğin bu firsati eyidegerlendirerek memory stick den bi kac download indirdi"Bu dangalak baban da, bir-iki upload yukledi... Ammaaa, ..heyecandan
Firewall kullanmayi unuttugumuz aklimiza geldiginde is isten gecmisti... "Bu raddeden sonra da, ne delete edebildik, ne de cancel ..."Sonuc olarak da, ortaya felaket bi Virus cikti, dokuz ay sonra...
"Iste mesele bu kadar basit, benim guzel evladim..."
Ne ekersen , onu biçersin.. Rüzgar ektim , fırtına biçtim.